Mustafa Suphi

  Yalnızca Türkiyenin değil tüm dünyanın etkilendiği ancak bu gün kimsenin adını dahi bilmediği, haince öldürülen ve bu alçak duruma kimsenin sesini dahi çıkarmadığı bir kişi düşünün. Bu adam kimdi ne yaptı da böyle bir muameleye hak görüldü? Mehmet Mustafa Suphi(Allah rahmet eylesin) ve diğer şehitlerin hatrına...


 Suphi, İttihatçı Tanin gazetesinde bir muhabirdi. Dönemim bütün önemli isimleri bu gazete ile bir ilişki içinde bulunmuştu. İttihat ve Terakkinin bir yayın organıydı. Tanin(İttihatçı) ve Hak(İslamcı) gibi farklı gazetelerde de yazılar yazdı. İttihat ve Terakkiden kopuşundan sonra Milii Meşruiyet Fırkasının kuruluşunda rol aldı. Partinin temel esası türkçülük olsa da adalet eşitlik gibi parti programında bulunan unsurlar partinin talep görmemesine neden olmuştur. Sürgün hayatı başlayınca Rusyaya kaçmış ve savaş yıllarında Osmanlının savaştan uzak kalması için mücadele etmiş ve Çarlıktaki Türklerin dertleriyle uğraşmıştır. Savaş yıllarında çarlık Türkleri urallara sürerken Mustafa Suphi burada Komünist devrimcilerle tanışmış ve Devrimin içinde olmuştur. Tercüman gazetesinin devamı olarak Yeni Dünya gazetesini kurmuş ve Türk köleleri örgütleyip çarlığa karşı savaşmıştır. Eylül 1918 de Mustafa Suphinin Turancı bir görüşle milliyetçi sapmacı olarak bildirildiği bir rapor yazılması, Alman emperyalizmini övdüğü iddia edilmesi ve bunu yaparken alman proleteryasının acılarını gizlemeye çalıştığı gibi söylentiler gibi birçok aleyhinde propoganda yapılmıştır. Kasım 1918 de Mustafa Suphinin teşkilatı olan Türkiye Sosyalist-Komunistleri Teşkilatının milliyetçi sapmacı sosyal şoven ve ajan örgütleme aracı olduğu iddia edilir. Mustafa Suphi teşkilat içinden birçok kişiyi ihraç etse de bu iddialar devam eder. 19 Aralık 1918 de tüm bunlara rağmen Türkiyeyi temsil eder. Türkistan Komunist Partisi konferasına katılmış ve Birinci Doğu Halkları Kurultayında başkanlık divanında yer almıştır. 1921 Yılında Büyük Millet Meclisi Mustafa Suphiyi Ankaraya çağırır ancak doğu cephesi komutanlığı yerel halkın linç girişimine sessiz kalır. Hakkında yapılan propogandalara karşı ne sscbden ne de ankaradan destek alabilen Mustafa Suphi Trabzonda 14 kişi ile birlikte rusyaya dönmek üzere bindikleri kayıkta öldürülmüştür. Bu saldırılardan sağ kurtulan karısına ise yapılanlar burada dillendirmekten tiksineceğim kadar iğrenç boyutlara varmıştır.

 Mustafa Suphi, Rus çarlığının Türklere yaptığı zulümlere her zaman karşıydı. O, Müslüman halkların çektiği çilelere bir çözüm bulmak istiyordu. Türkü ve Türklüğü dillendirdiği için karşı devrimci, sağ sapmacı olsa dahi bu muameleleri hak eder miydi? Sosyalizm insanlığın dertlerine çare olmalıdır. Bir insan bu teoriye tamamen uymadığı için bu muameleyi görmeyi hak eder miydi? Herkes bu cinayet için birbiriyle el ele veren kendi rol modelleri hariç kişileri suçluyor ancak kimse kendi rol modellerine toz kondurmuyor. Tarih romantik bir roman değildir. Birilerinin iyi mi kötü mü yaptığını değil yapıp yapmadığını konuşur. Derdi Türklük olana Mustafa Suphi Türklerin dertleri için bu duruma düştü. Derdi devrim olana Mustafa Suphi devrim derdi için bu duruma düştü. Derdi cumhuriyet rejimi olana Mustafa Suphi Cumhuriyet rejiminin derdi için düştü. Herkesi ortak paydada birleştiren bu şahıs herkesten ortak bir hançerle öldürüldü. Mustafa Suphi, insanlığın bitmeyen kavgasının bir barış elçisiydi ve savaş çığırtkanları tarafından acımasızca katledilme kaderine mahkum kaldı...

İNSTAGRAM

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HALKU’l-KUR’ÂN:KUR'AN MAHLUK MUDUR?

TARİKATA BARİKAT KAHROLSUN ŞERİAT

ÖZGÜR İRADE:CEHM BİN SAFVAN HAKLIYDI